Sosyoloji öğrencileri özellikle 4.sınıfa gelmiş sosyoloji
öğrencileri olarak en büyük eksiklerimizden birisi LGBT bireylerle ilgili
konuşmamamız hatta onları yok saymamızdı bana göre. Derslerde isimleri anılmıyordu fakat bu bizim
onları görmezden gelmemize sebep olamazdı. İyi birer sosyolog olmak istiyorsak
toplumda görülmeyen-istenmeyen bireyleri konuşmak bizim görevimizdi.
Farkındalığın sağlanması için bu sene aldığımız ‘toplumsal cinsiyet
araştırmaları’ dersi büyük bir fırsattı. Doç. Dr. Türkan ERDOĞAN hocamıza
‘Benim Çocuğum’ belgeselinden bahsettiğim zaman sınıfta izlenmesini seve seve kabul
etti ve sonraki hafta da Dr. Nilgül YALÇINOĞLU’ nu sınıfta misafir edip
deneyimleri, acıları ve başardıklarını dinledik.
Toplantılarda da yaptığımız gibi önce tanımlar
ile başladı ders sonrasında ise Dr. Nilgül YALÇINOĞLU
bize çocuğunun durumundan ve trans birey olmanın yanında biseksüel olmasının da
ne gibi zorlukları beraberinde getirdiğini anlattı. Değiştirdikleri psikologlardan
ve onların bilgisiz oluşundan bahsetti. Fakat burada şöyle bir durum var en az
onlar kadar sosyologlar da bilgisiz. Çünkü okullarda bu alanda dersler
anlatılmıyor, öğrenme için teşvik yapılmıyor. Bireyin ilgisi varsa ya da
kendisi LGBT ise araştırıyor öğreniyor. Oysa ki nasıl toplum, aile, kentleşme,
metodoloji görüyorsak cinsel yönelim, cinsel kimlik gibi konularda da bilgimiz
olmalı. Çünkü sosyologların görevi toplumda farkındalık yaratmaktır ve bunu bir
şeylerden kaçarak başaramayız.
Psikologların
tutumundan sonra aslında bu rollerin bize daha küçükken aşılandığından
bahsettik. Konuşmayı yeni öğrenmiş çocuklar bile kız-erkek, pembe-mavi gibi
ayrımları fark ederek buna göre hareket etmeye başlıyorlar. Aslında bu toplumun
bize daha anne karnından başlayarak biçtiği rollerin ve gözlemlerimizin bir
yansıması. Kadın erkekten, erkek kadından hoşlanır diye korkuyoruz. Tam bu
esnada Doç. Dr. Türkan ERDOĞAN karşılaştığı bir vakadan bahsetti; 45 yaşında 3 çocuklu bir kadın eşinden
boşandıktan birkaç yıl sonra lezbiyen ilişki yaşamaya başlıyor ve aslında daha
mutlu olduğunu, kendini bulduğunu ifade ediyor. Üstelik dosya geçmişinde
psikolojik rahatsızlık, eşcinselliğe eğilim kesinlikle yok. Toplum yüzünden
belki de yıllarca böyle bir şeyin varlığını bile düşünmemiş.
Toplumsal cinsiyet
rollerinden bir süre daha bahsettikten sonra sınıfta soru sormak isteyen
arkadaşlar oldu ve onların sorularını dinledik. Dersin sonunda herkes memnundu.
Dr. Nilgül YALÇINOĞLU buradaki kişiler arasında Psikolojik Danışmanlık ve
Rehberlik alanına da yönelecek kişiler olacağını ve sınıflarında LGBT birey ile
karşılaşınca onlara baskı yapmamaları gerektiği, hemen ailelerine şikâyet
etmemelerini ve biraz olsun anlamaya çalışıp kendi hallerine bırakmalarının en
doğrusu olacağını söyledi. Bunlar
sınıfta büyük etki yarattı ve en azından LGBTİ konularında biraz olsun
farkındalığa varılmıştı. Herkesi toplantılara davet ettik ve dersi bitirdik.
Büşra AKSOY
PAÜ Sosyoloji 4.sınıf

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder