Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ocak 2019 Pazar
Eşcinselliğin izini bu sefer İran ve Roma'da sürüyoruz!
31 Aralık 2018 Pazartesi
Yeni yılı Denizli Gay olarak ev partisi yaparak geçirdik!
Yeni yılı Denizli Gay olarak ev partisi yaparak geçirdik!
Huzur içinde, kavgadan gürültüden uzak pozitif bir enerjiyle dingin bir şekilde evde geçirdiğimiz Yılbaşı gecesi, unutuşmaz Yılbaşılarımızdan biri oldu...
25 Kasım 2018 Pazar
En top-lantılar Denizli Gay'de!
Hiç ara vermedik toplantılarımız. sadece geçen yıl bir hafta ara vermiştik. Dünyanın en istikrarlı toplantılarını Denizli Gay yapıyor diyebiliriz.
Dünyanın en sıcak, en samimi, en pozitif, en sevgi dolu, en saygı dolu toplantılarını da Denizli Gay'de...
24 Haziran 2018 Pazar
Sandıklardan eşcinsel hakları çıkacak mı?
17 Haziran 2018 Pazar
Babalar gününde eşcinselliğe hastalık diyen panpiş!
Bu akşam
eşcinsellik hastalık mıdır
ve babalar eşcinselliğe annelerden niye daha çok karşı çıkar?
konularını tartışacağız...
Buna
gay pride ne olacak?
konusunu ilave edebiliriz.
Hatta eşcinseller ve diğerleri ayrılmalı mı artık?
ı da konuşabliriz!
İletişim te: halil kandok: 0 536 584 9991
27 Mayıs 2018 Pazar
Oyum eşcinsel ama verecek parti yok!
Türkiye'de SAMİMİ bir şekilde eşcinsellere haklarının iade edilmesinden bahseden bir parti var mı? Peki buna rağmen eşcinseller neyi kıstas alarak oy vermeliler, öncelikleri ne olmalı tercih yaparlarken?
Eğer eşcinselleri savunan bir parti olsaydı da eşcinseller bu partiyi tercih ederler miydi, ETMELİ MİYDİLER?
Çünkü ülkemizdeki eşcinselleri düşündüğümüzde, cinsel yönelimlerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalsalar da, bu onların ayrımcılığa uğramalarına sebep olan kültür-sistem-yapıdan bağımsız düşünmelerine sebep oluyor mu?
Bir eşcinsel eğer muhafazakarsa, onun talebi var mıdır en başta eşcinsel haklarına dair veya böyle bir kaygısı var mıdır?
Türkiye'de eşcinsel kotanın olmamasının birinci sebebi, Türkiye'deki bilinçsiz eşcinsellik sonucudur.
Ayrıca sadece eşcinsellere verilecek haklar, eşcinselleri varedebilecek midir?
O eşcinselliğin eğitimle, sanatla, bilimle, kültürle, sporla işlenmesi gerekmez mi?
Kişisel olarak evet, elbette eşcinsel haklarına samimi bir şekilde önem veren parti olsaydı eğer, oyum ona olurdu ama o partinin başka alanlarda da bakış açısı cinsel yönelim hakkı kadar önemlidir benim için.
Eğer çevreci değilse, hayvan hakları falan stratejisinde yoksa, ne bileyim bisiklet yollarının yapılmasını falan düşünmüyorsa, kendi ideolojilerini huzurlu ve mutlu bir insanın ihtiyaçlarından öncelikli tutuyorsa veya poltikasını kendi ideolojileri üzerinden empoze etmeye çalışıyorsa, bir değeri olamaz böyle bir siyasetin benim için.
Ben bugüne kadar eğlencrli, yaşamı seven pozitif bir parti ve lideri bile göremedim. İçimi karartıyor hepsi. Hepsi sistem paralelinden kendini kasan insanlar. Yenilikçi RUHLARI bile yok ayol. Ben nesine oy vereyim bu parti ve liderlerin. Kendimi göremiyorum ki onlarda ki beni düşünsünler ki ben de onları düşüneyim...
20 Mayıs 2018 Pazar
Eşcinsellik mi sapıklıktır, homofobi mi cahilliktir?
Her Pazar olduğu gibi bu akşamki buluşma saatimi gene 20:30.
12 Mayıs 2018 Cumartesi
Eşcinsellik kurumsallaşmalı mı, durumsal mı kalmalı?
Her hata Pazar günleri saat 20:30'da buluşuyoruz. İletişim tel: Halil Kandok: 0 536 584 9991
30 Nisan 2018 Pazartesi
Denizli Gay "1 Mayıs"ta!
Yarın Denizli Gay adına 1 Mayıs yürüyüşünde olacağız. Katılmak isteyen eşlik edebilir. İrtibat tel; Halil Kandok; 0 536 584 9991
Not; Elimde biraz gökkuşağı bayrağı var, kullanabliriz.
29 Nisan 2018 Pazar
Eşcinselliği doğru bilmek gerekiyor eşcinsellikle barışmak ve bunun kabul ettirmek için
Eşcinselliği doğru bilmek gerekiyor eşcinsellikle barışmak ve bunun kabul ettirmek için
İçimizdeki Kinsey skalasında ibrenin sağlıklı hareket edebilmesi için, ibrenin vidasını sıkıştırmak gerekiyor öncelikle çevresel homofobik faktörlerden olumsuz bir şekilde etkilenmmesi için.
Bir adam düşünün... 50-60 yaşında... Çoluk çocuk, torun torba sahibi oluncaya kadar hiç hemcinsinle ilişki düşünmemiş ve üstelik hep tepki göstermiş bu tür ilişkiye. Tesadüfen birinin talebiyle yaşıyor. Sonra uzaklaşmaya çalışıyor bu tür ilişkiden ama hayallerini süslemeye başlıyor bu tür ilişki ve tekrar teklif geldiğinde itiraz etmiyor. Sonra açık denizlere doğru yol alıyor eşcinsel ilişki olarak. Bu süreçte karısını alet ederek eşcinsel ilişki yaşamaya çalışan ereklerle ve bunu kabul eden kadınlarla karşılaşıyor, eşcinselliğini direkt ifade edemeyenlerin herçekler ortaya çıkınca ortadan kaybolduğunu vesaire ama onca tecrübeye rağmen homofobik davranmaya devam ediyor. Bu tabi nefret suçu kapsamında bir homofobi değil, içselleştirilmiş homofobi bazında-kendisiyle tam anlamıyla barışamama olarak. Hayallerini travestiler süslemeye başlıyor. Neymiş, onların memeleri varmış.E penisleri de var ama! Duyguyu karıştırmıyor eşcinsel ilişkilerine. Çünkü eşcinselliği pek bilmiyor, eşcinselleri de pek tanımıyor ve anlayamıyor, belki de anlamak istemiyor ve o yüzden de onların duygusuna önem vermiyor(bu yüzden kendisiyle barışık eşcinsel duygusal, barışık olmayan "basar" geçer diyebilir miyiz?); KENDİNDEN VE GERÇEKLERDEN KAÇIYOR OLABİLİR Mİ? En büyük korkusu; ailesinin, çevresinin eşcinsel ilişki yaşadığını öğrenmesi ve de aktif olanın bir gün pasif de olacağı korkusu. Bu ikisi gerçekleşirse, kendini öldürebileceğini söylüyor.
Gelelim tespitlerimize... Bazı insanlar eşcinselliklerini geç keşfedebiliyor; bunun sebebi kapasite anlamında kişisel bir yetersizlik mi, yoksa gerçekten biseksüellik var da, biseksüellikten diğer tarafını farkedemiyor mu, özellikle erkek egemen ve homofoibik bir toplumun cinsiyetçi ve ahlakçı yaklaşımı sebebiyle? Herkeste eşcinsellik var da, zaman ve mekan meselesi mi bunun gerçekleşmesi? Herkeste varolan eşcinselliği ortaya çıkartan veya gerçekleşmesine sebep olan bazı faktörlerin mi olması gerekiyor yaş-olgunluk ve hayat tecrübesinin getirdiği özgüven, yaştan dolayı karşı cinslere artık yeterince ulaşamama yetersizliği, belli bir yaştan sonra değişiklik isteği, hatta cinsel yetersizlikler bile eşcisnel duyguları ortaya çıkartabilir mi? Çünkü hayatında gerçekten zerre kadar eşcinselliği düşünmeyenlerin bile pat diye eşcinsel ilişkiye girebilmesnin tek açıklaması, herkesin eşcinsel olabileceği ve bunun gerçekleşmesi için ortam ve zamanın uygun olması veya o güne kadar eşcinselliğini keşfedememiş, çevresel faktötrlerden dolayı o duygularının uyumuş olması gerekir. Yoksa başka ne açıklaması olabilir ki? "Yoksa insanlar niye bu kadar homofobik olsun yapılarnda eşcinsellik olmasa?" diye de sorabiliriz? Olsa olsa Kinsey cinsellik skalasında heteroseksüellikle eşcinsellik arasında gezinen bir cinsellik olabilir. İbrenin de ne zaman nerreyi göstereceğini bilemeyiz; yani bir insanın ne zaman eşcinsel ne zaman heteroseksüellik yaşayacağını bilinçsizlik mevcut ise eğer, çevresel faktörlerin etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Yani çevresel faktörler yapıyı belirlemiyor. Bir insanda eşcinsellik varsa var, yokda yok; yapıda varolan eşcinselliğin erken veya geç ortaya çıkmasına, ne zaman veya ne kadar yaşanacağına sebep oluyor çevresel etmenler. Kişilerin kimlikleri konusunda hala kafalarının karışık olmasının sebebi de bilinçsizliklerinden dolayı kendilerni tanıyamamaları, tanımlayamamaları ve dolayısıyla kendileiryle barışamamaları, eşcinsel ilişki yaşamalarına rağmen hala homofobik olabilmeleri farklı seviyelerde de olsa. Bunun sebebi de heteroseksizmin din, ahlak ve cinsiyetçilik gibi ölçütleri. Tabi her geçen zaman sürecinde birazcık da esniyorlar, birazcık daha az homofobik oluyorlar ama eğer bilinçsizlikleri devam ediyorsa eşcinsellikle ilgili bilgi eksikliğine dayalı, hala bazı konulardaki katılıkları devam ediyor. Yani tam olarak ben eşcinselim diyebilmek o kadar kolay olmuyor homofobik bir toplumda. Erkeklik hep muhafaza edilmek istendiğnden, o da sindirim sisteminin çıkış noktasıyla özdeştirildiğinden, kimlere karşı ve kimlerin neresine karşı aktif olduklarına bakmadan, bu şeyi kendilerinde asla ve asla kabul edemiyorlar. Eğer anal ilişki çok yanlış bir şeyse, bu ilişki sadece pasif olanla geçekleştirilmiyor değil mi? Bir eylem yanlış ise, herkes o eylemin bir parçası değil midir? Ama heteroseksizmin kuralları ve rolleri çerçevesinde gerçekleştirirsen bazı şeyleri, erkekliği kurtarmış sayılabilirsin.
Bir tarafta aktifliğe verilerek reddedilen eşcinsellik, diğer tarafta ben eşcinsel değilim, heteroseksüel bir transım denilen eşcinselik... Kendileriyle barışamayan eşcinseller toplumsal rollerin kamuflajında aktif eşcinsellik ve trans kadınlıkta kendilerini bulmaya ve gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bir taraf ben ne kadar erkeğim dese de, diğer taraf ben ne kadar ben eşcinsel değil-trans da olsa kadınım dese de; işim özünde gerçekleştirilen sadece ve sadece eşcinsellik. BAKINIZ..! İçinde yaşadığımız toplumsal yapıyı görmezlikten gelemeyiz elbette sosyolojik evrim kendini tamamlayıncaya kadar ve herkesin kendini bu yapının seviyesi ölçüsünde tanımlaması ve gerçekleştrimesi kaçınılmaz ve olabilirlik çerçevesindedir ama bir toplumda-kültürde-çevrede-dünyayada eşcinsellere eşitliğin ve özgürlüğün gelebilmesinin de o toplum kadar bireylerinin de konuya bakış açısı belirleyicidir. Dönüşümü sağlayacak olan da bireylerin kendi içindeki dönüşümdür. Yoksa döner dururuz.
Eşcinselliğin toplumsal çapta kabul edilebilmesi ve normal karşılanabilmesi için görünürlük çok önemli ve görünür şekilde bir hareket şart ama o görünürlüğün sağlanması için, o görünürlüğe gelinceye kadar, kendi içimizdeki gerçekleri-eşcinselliği görmemiz-eşcinsellerin kendilerinin görmesi gerekiyor, eşcinselliğiyle eşcnsellerin kendilerinin yüzleşmesi ve barışması gerekiyor ki görünür olabilsinler utanmadan, gösterebilsinler eşcinselliği, eşcinselliklerini. Alfabeyi sökmeden nasıl okuma yazmayı gerçekleştiremezsek, eşcinselliği bilmeden, hatta doğru şekilde bilmeden ne sağlıklı bir şekilde eşcinselliği gerçekleştirebiliriz, dolayısıyla ne de topluma bunu doğru bir şekilde anlatıp kabul ettirebiliriz. Şu andaki LGBTİ hareketi denilen mücadele bana bilinçsiz eşcinselliğin uzantısı gibi geliyor ve zaten istenilen seviyede yapılamadığı için amacına da ulaşamıyor, hatta sistem tarafından reddediliyor, engellenmeye çalışılıyor. Neden; çünkü samimi değil, inandırıcı değil. Bilinçli bir eşcinselliği hiçbir şey reddedemez oysa. Evet hemcinsini sevmek dışındaki eşcinsellik bilinçsizlikle alakalı olduğu için, cinsiyetçliğe çanak tutmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. O yüzden eşcinsellerin kendi içlerinde doğru bir hareket başlatmak gerekiyor öncelikle, bunu dışarıya sağlıklı bir şekilde uzatabilmek için.
Dışarıdaki homofobiyi yenebilmek için, kendi içimizdeki homofobiyi nasıl yenebiliriz?
sorusuna;
Eşcinsellik nedir?
Homofobi nedir ve nedenleri? sorularını sormamız ve cevaplamamız gerekiyor
eşcinselliğimizle barışmak
ve arkasnda dimdik durabilmek ve savunabilmek
ve dolayısıyla normal karşılanması ve kabul ettirebilmek için.
Eşcinselliği doğru bilmek gerekiyor bildirmek için!
İçimizdeki Kinsey skalasında ibrenin sağlıklı hareket edebilmesi için, ibrenin vidasını sıkıştırmak gerekiyor öncelikle çevresel homofobik faktörlerden olumsuz bir şekilde etkilenmmesi için.
Bir adam düşünün... 50-60 yaşında... Çoluk çocuk, torun torba sahibi oluncaya kadar hiç hemcinsinle ilişki düşünmemiş ve üstelik hep tepki göstermiş bu tür ilişkiye. Tesadüfen birinin talebiyle yaşıyor. Sonra uzaklaşmaya çalışıyor bu tür ilişkiden ama hayallerini süslemeye başlıyor bu tür ilişki ve tekrar teklif geldiğinde itiraz etmiyor. Sonra açık denizlere doğru yol alıyor eşcinsel ilişki olarak. Bu süreçte karısını alet ederek eşcinsel ilişki yaşamaya çalışan ereklerle ve bunu kabul eden kadınlarla karşılaşıyor, eşcinselliğini direkt ifade edemeyenlerin herçekler ortaya çıkınca ortadan kaybolduğunu vesaire ama onca tecrübeye rağmen homofobik davranmaya devam ediyor. Bu tabi nefret suçu kapsamında bir homofobi değil, içselleştirilmiş homofobi bazında-kendisiyle tam anlamıyla barışamama olarak. Hayallerini travestiler süslemeye başlıyor. Neymiş, onların memeleri varmış.E penisleri de var ama! Duyguyu karıştırmıyor eşcinsel ilişkilerine. Çünkü eşcinselliği pek bilmiyor, eşcinselleri de pek tanımıyor ve anlayamıyor, belki de anlamak istemiyor ve o yüzden de onların duygusuna önem vermiyor(bu yüzden kendisiyle barışık eşcinsel duygusal, barışık olmayan "basar" geçer diyebilir miyiz?); KENDİNDEN VE GERÇEKLERDEN KAÇIYOR OLABİLİR Mİ? En büyük korkusu; ailesinin, çevresinin eşcinsel ilişki yaşadığını öğrenmesi ve de aktif olanın bir gün pasif de olacağı korkusu. Bu ikisi gerçekleşirse, kendini öldürebileceğini söylüyor.
Gelelim tespitlerimize... Bazı insanlar eşcinselliklerini geç keşfedebiliyor; bunun sebebi kapasite anlamında kişisel bir yetersizlik mi, yoksa gerçekten biseksüellik var da, biseksüellikten diğer tarafını farkedemiyor mu, özellikle erkek egemen ve homofoibik bir toplumun cinsiyetçi ve ahlakçı yaklaşımı sebebiyle? Herkeste eşcinsellik var da, zaman ve mekan meselesi mi bunun gerçekleşmesi? Herkeste varolan eşcinselliği ortaya çıkartan veya gerçekleşmesine sebep olan bazı faktörlerin mi olması gerekiyor yaş-olgunluk ve hayat tecrübesinin getirdiği özgüven, yaştan dolayı karşı cinslere artık yeterince ulaşamama yetersizliği, belli bir yaştan sonra değişiklik isteği, hatta cinsel yetersizlikler bile eşcisnel duyguları ortaya çıkartabilir mi? Çünkü hayatında gerçekten zerre kadar eşcinselliği düşünmeyenlerin bile pat diye eşcinsel ilişkiye girebilmesnin tek açıklaması, herkesin eşcinsel olabileceği ve bunun gerçekleşmesi için ortam ve zamanın uygun olması veya o güne kadar eşcinselliğini keşfedememiş, çevresel faktötrlerden dolayı o duygularının uyumuş olması gerekir. Yoksa başka ne açıklaması olabilir ki? "Yoksa insanlar niye bu kadar homofobik olsun yapılarnda eşcinsellik olmasa?" diye de sorabiliriz? Olsa olsa Kinsey cinsellik skalasında heteroseksüellikle eşcinsellik arasında gezinen bir cinsellik olabilir. İbrenin de ne zaman nerreyi göstereceğini bilemeyiz; yani bir insanın ne zaman eşcinsel ne zaman heteroseksüellik yaşayacağını bilinçsizlik mevcut ise eğer, çevresel faktörlerin etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Yani çevresel faktörler yapıyı belirlemiyor. Bir insanda eşcinsellik varsa var, yokda yok; yapıda varolan eşcinselliğin erken veya geç ortaya çıkmasına, ne zaman veya ne kadar yaşanacağına sebep oluyor çevresel etmenler. Kişilerin kimlikleri konusunda hala kafalarının karışık olmasının sebebi de bilinçsizliklerinden dolayı kendilerni tanıyamamaları, tanımlayamamaları ve dolayısıyla kendileiryle barışamamaları, eşcinsel ilişki yaşamalarına rağmen hala homofobik olabilmeleri farklı seviyelerde de olsa. Bunun sebebi de heteroseksizmin din, ahlak ve cinsiyetçilik gibi ölçütleri. Tabi her geçen zaman sürecinde birazcık da esniyorlar, birazcık daha az homofobik oluyorlar ama eğer bilinçsizlikleri devam ediyorsa eşcinsellikle ilgili bilgi eksikliğine dayalı, hala bazı konulardaki katılıkları devam ediyor. Yani tam olarak ben eşcinselim diyebilmek o kadar kolay olmuyor homofobik bir toplumda. Erkeklik hep muhafaza edilmek istendiğnden, o da sindirim sisteminin çıkış noktasıyla özdeştirildiğinden, kimlere karşı ve kimlerin neresine karşı aktif olduklarına bakmadan, bu şeyi kendilerinde asla ve asla kabul edemiyorlar. Eğer anal ilişki çok yanlış bir şeyse, bu ilişki sadece pasif olanla geçekleştirilmiyor değil mi? Bir eylem yanlış ise, herkes o eylemin bir parçası değil midir? Ama heteroseksizmin kuralları ve rolleri çerçevesinde gerçekleştirirsen bazı şeyleri, erkekliği kurtarmış sayılabilirsin.
Bir tarafta aktifliğe verilerek reddedilen eşcinsellik, diğer tarafta ben eşcinsel değilim, heteroseksüel bir transım denilen eşcinselik... Kendileriyle barışamayan eşcinseller toplumsal rollerin kamuflajında aktif eşcinsellik ve trans kadınlıkta kendilerini bulmaya ve gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bir taraf ben ne kadar erkeğim dese de, diğer taraf ben ne kadar ben eşcinsel değil-trans da olsa kadınım dese de; işim özünde gerçekleştirilen sadece ve sadece eşcinsellik. BAKINIZ..! İçinde yaşadığımız toplumsal yapıyı görmezlikten gelemeyiz elbette sosyolojik evrim kendini tamamlayıncaya kadar ve herkesin kendini bu yapının seviyesi ölçüsünde tanımlaması ve gerçekleştrimesi kaçınılmaz ve olabilirlik çerçevesindedir ama bir toplumda-kültürde-çevrede-dünyayada eşcinsellere eşitliğin ve özgürlüğün gelebilmesinin de o toplum kadar bireylerinin de konuya bakış açısı belirleyicidir. Dönüşümü sağlayacak olan da bireylerin kendi içindeki dönüşümdür. Yoksa döner dururuz.
Eşcinselliğin toplumsal çapta kabul edilebilmesi ve normal karşılanabilmesi için görünürlük çok önemli ve görünür şekilde bir hareket şart ama o görünürlüğün sağlanması için, o görünürlüğe gelinceye kadar, kendi içimizdeki gerçekleri-eşcinselliği görmemiz-eşcinsellerin kendilerinin görmesi gerekiyor, eşcinselliğiyle eşcnsellerin kendilerinin yüzleşmesi ve barışması gerekiyor ki görünür olabilsinler utanmadan, gösterebilsinler eşcinselliği, eşcinselliklerini. Alfabeyi sökmeden nasıl okuma yazmayı gerçekleştiremezsek, eşcinselliği bilmeden, hatta doğru şekilde bilmeden ne sağlıklı bir şekilde eşcinselliği gerçekleştirebiliriz, dolayısıyla ne de topluma bunu doğru bir şekilde anlatıp kabul ettirebiliriz. Şu andaki LGBTİ hareketi denilen mücadele bana bilinçsiz eşcinselliğin uzantısı gibi geliyor ve zaten istenilen seviyede yapılamadığı için amacına da ulaşamıyor, hatta sistem tarafından reddediliyor, engellenmeye çalışılıyor. Neden; çünkü samimi değil, inandırıcı değil. Bilinçli bir eşcinselliği hiçbir şey reddedemez oysa. Evet hemcinsini sevmek dışındaki eşcinsellik bilinçsizlikle alakalı olduğu için, cinsiyetçliğe çanak tutmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. O yüzden eşcinsellerin kendi içlerinde doğru bir hareket başlatmak gerekiyor öncelikle, bunu dışarıya sağlıklı bir şekilde uzatabilmek için.
Dışarıdaki homofobiyi yenebilmek için, kendi içimizdeki homofobiyi nasıl yenebiliriz?
sorusuna;
Eşcinsellik nedir?
Homofobi nedir ve nedenleri? sorularını sormamız ve cevaplamamız gerekiyor
eşcinselliğimizle barışmak
ve arkasnda dimdik durabilmek ve savunabilmek
ve dolayısıyla normal karşılanması ve kabul ettirebilmek için.
Eşcinselliği doğru bilmek gerekiyor bildirmek için!
İçimizdeki homofobiye "dur" diyelim!
Denizli Gay
İletişim:
Halil Kandok, tel:
0 536 584 9991
Her Pazar, saat: 20: 30
buluşma anımız.
22 Nisan 2018 Pazar
Günler, haftalar ve aylar ve yıllar...
Dünya döndükçe biz de buluşmaya devam edeceğiz. Bugün de kendi mekanımızda toplanıyoruz...
İletişim tel; Halil kandok; 0536 584 9991
İletişim tel; Halil kandok; 0536 584 9991
25 Mart 2018 Pazar
Çalışan eşcinseller!
Heteroseksist bir dünyada açık eşcinsel olmak zorunda mıyız, hangi noktada eşcinselliğimizi saklamamamız gerekiyor?
Eşcinseller kendilerini başarılarıyla ispat ettikten sonra ayaklarının kaydırılması mümkün müdür?
İş dünyasındaki ayrımcılıklar konusunda yasalarımız yeterli seviyede işlemekte midir, yoksa eşcinsellik burada da bir dezavantaj olarak aleyhlerinde kullanılmakta mıdır?
İş dünyasında homofobinin yanısıra, eşcinsellerde de bir çekingenlik var mıdır, bu çekingenlik ayrımcılığa kurban gideriz diye bir önyargı oluşturmakta mıdır bizlerde?
Eşcinsellere sadece sanat dünyasında mı iş var; erkek egemen dünya ne kadar izin veriyor eşcinsellerin iş dünyasında yer almasına?
Yani kısaca, her şeye rağmen eşcinsellerin çalışması mümkün müdür, değil midir? Yoksa işini iyi yapanın cinsel yönelimine bakılmamakta mıdır? Çalışan eşcinsel arkadaşlarımızın tecrübelerini dinleyeceğiz bu akşam...
18 Mart 2018 Pazar
Eşcinselliği masaya yatırıyoruz!
Eşcinsellerin bilinçlenememelerinin sebebleri, homofobinin nedenleri ve bu homofobik olanlar kimdir, neyin nesidir, kimin fesidir,
eşcinsellik hakkındaki önyargıları yıkmanın yolları nelerdir,
eşcinselliğin hastalık sayılmasına sebep olan aslında eşcinsellerin kendileri mi,
erkek eşcinsellerle evlenen kadınlar lezbiyen mi oluyor-eşcinselliğiyle barışamamış erkekler ve kadınlar arasında toplumsal boyun eğmişlik açısından bir çekim kuvveti mi var,
eşcinseller ötekileştirilmekten neden kurtulamıyorlar,
eşcinsellik sadece cinsellik demek mi-duyguları yok mu eşcinsellerin,
mağdur olmamız mağdur etme hakkını verir mi biz eşcinsellere,
cinsel yönelimin geçişgen olduğuna inanmak eşcinsellerin kamufle olmaları için uydurdukları bahanelerden biri mi; bir insan % 100 gay veya heteroseksüel olamaz mı,
nefret cinayetlerinin kanıksanmasının tek sebebi homofobik dünya mı, biz eşcinseller buna mahal vermiyor muyuz hiç?
gibi soruları haftalık gündemimize taşıyacağız!
Buluşmalarımız her zaman olduğu gibi Pazar akşamları saat 20:30'dadır.
İletişim tel: 0536 584 9991
Denizli Gay, formaliteden buluşup sahte gündem tartışmıyor, sorunun kökenine ışık tutuyor!
25 Şubat 2018 Pazar
Varoluşumuzu ivmeleyerek daha insanca günler için bir aradalıkla tescillenmenin önemi
Her Pazar 20:30
irtibatHalilkandokTel: 05365849991
Nedenleriyle, niçinleriyle "Biz kimiz, neyiz, ne olmalıyız, nasıl olmalıyız?"ı tartışıyoruz!
16 Şubat 2018 Cuma
Denizli Gay, v.s. toplantıları devam ediyor aralıksız olarak
Bu haftaki konumuz, gay olarak kalmak mı, transvesti olmak yaşamaktan daha mı değerli?
26 Kasım 2017 Pazar
15 Ekim 2017 Pazar
Gökkuşağı ivmesi!
Elif Şafak biseksüel açılımını yaptı; bu bir ivmedir eşcinsel haklarının kazanımı konusunda. Yani eşcinsel haklarına bir ivme kazandıracaktır Elif Şafak'ın açılımı. Aslında eşcinselliğe dair her bir hareket ivmedir eşcinsellerin yararına olan. Çünkü bu bir varoluştur, bir işarettir eşcinselliğe. Sürekli bu konuyu tekrar etmekteyim yazılarımda. Eşcinsel hakları mücadelesi yaşam içinde kendin olabilmekle daha inandırıcı olacağı için hedefine daha sağlam-kalıcı ve de hızlı ulaşacaktır sekteye uğramadan. Çünkü alıştıra alıştıra reddi imkansız hale getirecektir.
Mesela... Belli bir yaşa gelmene rağmen neden evlenmiyorsun diyene, eşcinsel olduğunuzu söyleyebilir, bu sayede eşcinselliğin ne olduğunu anlatma fırsatı da bulabilirsiniz. İnsanlara direkt ben eşcinselim dersen, sapık der. Ama eşcinsellerin karşı cinsi sevemeyeceğini, onlara bir şey veremeyeceğini anlatırsanız, zaten yok kalsın diyeceklerdir ve sizi zorlamayacaklardır heteroseksüel evliliğe. Verim alamayacakları bir işe niye girişsinler ayol! Ve heteroseksist bir dünyada heteroseksitçe tasvipler varoluş modumuzu düşürmemeli. Bunlar olağan şeyler bu dünuada ve dediğim gibi varoluş fırsatları olarak değerlendirmeliyiz bu tür söylemleri homofobikçe bulmak yerine.
Ne bileyim heteroseksist olmamaya çalışın giyim kuşamdan tutun, oturup kalkmaya, davranışlarınıza ve yaşam biçiminize kadar. İçinizden geldiği gibi olun. Hayatınızı doğanıza uygun bir şekilde renkli ve olağan yaşamaya çalışın. İçinizdeki çiçeklerin açmasına izin verin. Hafiften toplumda dikkat uyandırabilecek şekilde doğanıza uygun davranın. "Erkek bu rengi giymez"in aksine boyayın kendinizi o renge. Varsın marjinal desinler. Marjinallik doğasını yitirenlere sıradışı gelir ve ivme için bu gereklidir. Bulunduğunuz alanda, bulunduğunuz ortamda kendiniz olun, doğal olun ve doğal davranın çekinmeden. Eğer dürüstseniz, kimseye zararınız yoksa ve işinizi iyi yapıyorsanız, başkalarına farklı gelen doğallığınız sempati bile toplayacaktır.
Eşcinselliğimizi espiri yoluyla falan homofobiden kurtarmak elimizde aslında. Eğer donanımlı olursak eşcinsellik konusunda, bilinçli olursak; hazır cevap bir şekilde ortamı mülayim hale getirip, eşcinselliği eğlenceli bir noktaya taşıyabiliriz. Söylediklerim kendi üzerimden ve bunu "ben şöyle yapıyorum, ben böyle yapıyorum" diye de kişiselleştirmek isetemiyorum itici hale gelmemesi için. Ama ben gerçekten öyle yapıyorum. Çevremdekiler bana hep sevgili ayarlama derdindeler. Ayarladıkları kişiler de kendi ortamımızdan heteroseksüel kişiler. Aslında ne ben sevgili derdindeyim, ne de onlardan beklenti içersindeyim onların da bunun farkında olduğu şekilde.
Eşcinselliği hayatın içine sokmak gerekiyor ve hafiften hafiften bunu yapmalıyız. Homofobi var diye eşcinselliğimizi kısarsak hiçbir yere varamayız. Eşcinselliği hayata adapte etmeye çalışmazsak, hep sapıklık olarak kalacaktır eşcinselik. Çünkü hayatın dışında bir mücadele hep ötekidir ve ötekiler-öteki kesim varolan sistemin kalıcılığı için üzerine basıp ezerek varolacağı bir şeydir. Yanyana durmak için mücadele verirsek, üzerine basılacak şey olmaktan çıkarız.
Gene ben diyeceğim ama... Açık bir eşcinsel olarak varolmaya çalıştığım heteroseksüel ortamdaki arkdaşlaırımın beni sırf cinsel yönelimimden dolayı bir kaleme sileceğine inanmıyorum. Çünkü onlar benim sadece cisnellikten ibaret olmadığımı ve eşcinselliğimin kendilerine zararının olmadığını biliyorlar. Başka yönleriyle varolan bir kişiyi sırf cinsel yöneliminden dolayı hayatın içinden çıkarmak mümkün müdür sizce de? Hele bir de onların tamamlayıcısı haline geldiysen, senin eşcnselliğin umurlarında bile olmayacaktır.
8 Ekim 2017 Pazar
30 Temmuz 2017 Pazar
İçinizden gelmiyorsa gelmeyin arkadaşlar!
Eğer bugün bir eşcinsel ailesinin hakaretine, şiddetine maruz kalıyorsa ve yaşam kaygısı taşıyorsa bu biraz da eşcinsel bilinçsizlikle, canınız yanınca ne yapacağınızı bilemeyip yanlış atım atarak durumu iyice içinden çıkılmaz duruma sokuyorsanız, bu da kendi kimliğinize olan duyarsızlıkla alakalıdır.
Eşcinseller de hakları için tutarlı bir mücadele veremiyorsa, kendi bilecekleri iştir. "Taşıma suyuyla değirmen dönmez" demiş atalarımız. Sen kendin için kendine yatırım yapmazsan, başkasının senin için yapacaklarının da bir değeri olamaz. Kendine inanmayanı, başkası inandırmaz çünkü...
Açıkçası son dönemlerde çok katılım olmuyor buluşmalarımıza. Neden; çünkü cinisyetçilik yok, fanfinifon yok, vesaire...
Sonra da kalkıp bazıları Denizli Gay toplantılarında bir şey yok diyor. Sen toplantıya el örgüsüyle gelirsen, 15 şişe yaptığın konserveden bahsedersen, idealin kayınvalidene kendini-cinsiyetini ispatlamak olursa ve bir trans olarak kıl-tüy meselelerini dert edinirsen kendine, o toplantıdan hayır gelmez elbet ve bunun sorumlusu senden başkası değildir.
İletişim tel: 0536 584 9991
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



















