
Bu akşam bizi transseksüelliğe kadar götüren içimizdeki homofobiyi tartışacağız. Biz eşcinseller bedenimizle, doğal kimliklerimizle barışamadığımız sürece heteroseksizme ve cinsiyetçi içselleştirdiklerimize inanmaya devam ederiz. Dolayısıyla kendimizden, kendi gerçeklerimizden, eşcinselliğimizden de nefret ederiz ve kendimizi başka bir kimlikte, yani heteroseksüel olarak falan tanımlarız. Bazı eşcinsellerimizin eşcinselliği doğa dışı, heteroseksüelliği doğal bulması da homofobiye dairdir. "Biz eşcinsellikten nefret etmiyoruz" yalanına sığınsalar da, transseksüellik başlı başına bir homofobidir ve ne zaman cinsiyetçi gerçekler dile getirildiği zaman, bedeniyle-kimliğiyle barışamayan transseksüel konumundaki eşcinseller falan, hemen nefretlerini belden aşağı pörtletirler(Buna bedenini değiştirmeyip eşcinsel olduğunu kabul etmeyenler de dahil), "Biz sizin gibi i*ne değiliz" diye. Bu bir kendinden kaçış, kendine olan nefrettir. Sen kendini heteroseksizme göre tanımladığının farkında olmadığın için, eşcinselliğine de inanmazsın, eşcinselliği de doğal karşılamazsın ama bütün bunlara rağmen homofobik olduğunu kabul etmezsin. Aynı heteroseksüel heteroseksistler gibi eşcinsellik kabul edilse bile nefret duyguları içersinde kabul edilir bu tür eşcinseller-eşcinselliğiyle barışık olmayan eşcinseller tarafından. Transseksüellerin kabulünde de bu eşcinsel nefret, homofobi vardır işte. Psikolojiler kendi seviyelerine göre kendi seçimlerini yapma hakkına sahiptir ama bu kendilerine dair alternatif bir şeylerin dile getirilmesinin önünde engel teşkil edemez ve dile getirildiği zaman da bunun adı transfobi olamaz. Her kimlik istediği şekilde kendini tanımlayabilir ister çevresel faktörlerden etkilenerek olsun, ister doğasına sadık kalarak olsun ama heteroseksizme göre bir doğru, doğasına uygun doğrulardan daha öncelikli, daha baskın olma hakkına sahip değildir.
Denizli Gay
İletişim:
Halil Kandok, tel:
0 536 584 9991
Her Pazar, saat: 20: 30
buluşma anımız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder