13 Kasım 2017 Pazartesi

Eşcinsel aktivizm nedir, nasıl yapılmalıdır?!

Kolay kazanılan özgürlüğün bir anlamı olmaz ve kolaycacık kaybedilebilir. Emek vereceksin ki değerini bileceksin özgürlüğün.



Geçen gün bisikletle tenis oynamaya giderken ve de dün gece de ifade ettiğim gibi, ben eğer içinde bulunduğum ortamda çevremdeki insanlara "bu eşcinsel ama eşcinsel denilen şeyin bizden bir farkı yokmuş" dedirtebiliyorsam, eşcinsel hakları konusunda mutlu göçerim bu dünyadan ki bunu fazlasıyla deditebildiğime inanıyorum. Homofobiyle bu şekilde mücadele, insnaların içindeki farklılıklara karşı olan nefreti ve korkuyu kırar, en azından yumuşatır diye düşünüyorum. Zannedilmesin ki yasal olarak yazılı haklarımızı gözardı ediyorum; hayır ama yasal hakları hayata geçirmek, zemini hazırlamadıktan sonra herkes ne kadar kullanabilir, ne kadar işe yarar tartışılır. Oysa eşcinseller hayatın içinde biraz kendilerine güvenerek yer alsalar yasal hakları elde etmek daha kolay olacaktır. Zıtlaşma pahasına bile yasal haklar için politik mücadele verilmeli elbette ve ben bunu "çatır çatır" verebilirim ama devrimsel bir değişim için geleneksel, muhafazakar, heteroseksist toplumlarda her şeyi göze alabilen eşcinsel topluluğu yok ki. Hal böyle olunca, mesela ben çatır çatır, dişe diş aktivzmi kendim çalıp kendim oynuyormuşum gibi hissettim bir süre sonra. Düşünün kü Cumhurbaşkanı yıl 2017 olmuş, her ne kadar kendi tabanını muhafaza etmek adına da olsa, eşcinselliği milli değerlerimize ters olarak ifade ediyorsa, birlik olamamış bir eşcinsel kesimden verimli siyasi mücadeele beklenemez ve yapılan siyasi mücadeleler de ya göstermeliktir ya da çok cılız kalacaktır.

Eşcinsel olarak yaşam politikası uygulamak, kaleyi içtem fethetmek tabirine denk düşüyor sanırsam. Mesela dün akşamki toplantımıza katılan arkadaşlarımı düşünüyorum da, toplumun en küçük ve de temel birimi, hatta büyük tablonun yansıması olan ailede eşcinsellik sorunu hallolmuş... Heteroseksüel evliliğe başkaldırmışlar, belediye memurunun onayı olmadan gayri resmi evlilik yaşayan arkadaşlarımız var, dine dayandırılan homofobi bertaraf edilmiş, heteroseksüel evlilik yapulmadan da erkek olunabileceği gösterilmiş ve aile denilen şey bu konuda çenesini kapatmaya başlamış, açık eşcinsel olarak çalışma hayatında yer alabiliyorlar moda ve sahne dışında bile, hatta eşcinselliğin heteroseksizmden bağımsız yaşamı eşcinsellerin heteroseksüel arkadaşlarına da cesaret vermiş ve onlar da geleneksel yapının evlilik gibi hapishanesinden kurtarmışlar kendilerini veVe mültecilere ağır bir yük oluşturmuyor ekstradan eşcinsellik. Ailenin dışında mahalle de kabul ettiyse bir eşcinselin eşcinselliğini, eşcinsel arkadaşlarını, eğer bir eşcinsel bulunduğu şehirde homofobiye maruz kalmadan açık bir eşcinsel olarak yaşayabiliyorsa, kendini sosyal ortama kabul ettirebildiyse, eşcinsel diye diğerlerinin faydalandığı haklardan faydalnması engellenmiyorsa, gerçek aktivizm budur diye düşünüyorum.

Şunu da ilave etmeden duramayacağım; Biz içimizdeki homofobi sebebiyle kendi korkaklığımız ve kendimize olan nefretimiz yüzünden oluşan kasıntımızın etkisiyle, kendi kendimize ayrımcılığa maruz kalıyoruz bahanesi mi yaratıyoruz acaba? Hayatın her biriminde ayrımcılık var ve bununla mücadele vermek zorundayız zaten. Eğer eşcinsel olmayıp homofobiye maruz kalmasaydık, çok mu mutlu heteroseksüeller olacaktık? Her olumsuzluğu eşcinselliğe vermek bizim eşcinselliğimizle değil de kişiliğimizle alakalı olmasın sakın? Ayrımcılık var ama bu bizim hayatımızı istediğimiz şekilde yaşamamızın önünde engel değil. Ayrıca varsa da bir engel, mücadele ediniz hazırcı yaşamak yerine. Kolay kazanılan özgürlüğün bir anlamı olmaz ve kolaycacık kaybedilebilir. Emek vereceksin ki değerini bileceksin özgürlüğün.

Biz Denizlili eşcinseller olarak hayatın içinde eşcinsel olarak bulunduktan, yaşam mücadelesi verdikten sonra, hafta sonları da birlikte eğleniyoruz.

Not: Mahalleleli de katılacak belki buluşmalarımıza yakında!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder