21 Ağustos 2018 Salı

YARDIMA İHTİYACIMIZ VAR!


Ben Denizlili'yim ve Denizli'de yaşıyorum. 49 yaşındayım ve elimden geldiğince bulunduğum ortamda insanlara yardım amaçlı bir aracılık yapıyorum. Kendim maddi olarak yardım edemiyorum, çünkü yaş engeline takılmış ve emekli olmama rağmen emekli maaşıma daha iki yıl kalan birisiyim ki kendime bile yetemiyorum, çünkü çalışamıyorum da. Konuya gelirsek. Denizli'de kayıtlı 8 bin yabancı var İran uyruklu mülteci konumunda. Ama kontenjan dolduğu için çevre şehirlere kayıtlı oldukları halde Denizli'de yaşayan 30 bin kadar İranlı var. Bunların iyi durumda olanı da var, geçim sıkınıtısı çekeni de. Benim sözünü edeceğim kişi de 52 yaşında, 3.5 senedir Türkiye'de mülteci konumunda bulunan, bir bacağı trafik kazasında kaybettiği için dizden aşağısı protezli-plastik bacaklı olan, diğer bacağını ve bir kolunu kaybetmek üzere olduğu için ameliyat gereken ama Türkiye'de ameliyatını olamadığı için ağrılar sızılar içinde yaşayan, geçimini çevresindeki insanların yardımıyla sağlayan, üstelik bir de LGBTİ bireyi olan Azeri kökenli İran uyruklu bir göçmen. Doktor diğer bacağını da kaybetmemesi için(Çünkü eklemlerdeki sıvı yeterli miktarda üretilemediği için, eklemlerin arası açılmış ve mekanizma sağlıklı çalışmıyor ve şu anda 70 yaşındaki bir insanın kemik yapısına sahipmiş.) yürümek yerine elektrikli 3 tekerliekli bisiklet tavsiye etmiş ama bunu temin edebilmesi söz konusu bile değil. Bir an evvel Birleşmiş Milletlerin 3. ülkeye yerleştirmesini bekliyor ama Trump'ın politikaları yüzünden Denizli'den 5-10 senedir bile gidemeyen mülteciler mevcut ve umutsuzluk bu arkadaşımızı psikolojik olarak da yıpratıyor. Aslında koşullar sağlansa hiç Amerika'ya falan gitmek istemiyor ama Türkiye'de sağlık sorunlarını halledemiyor devletin poltikaları yüzünden. Gerçekten sağlık sistemimiz insanı iyileştirecek bir disiplinde değil. Yabancılara olan olumsuz muameleri saymıyorum bile. Sizden ricam, bu arkadaşımıza 3 tekerlekli bir elektrikli bisiklet temin edilebilmesi. Konunun ciddi ve önemli olduğuna dair arkadaşımızın fotoğrafları ve raporlarını gönderebilir, iletişim için telefon numarasını da verebilirim.
Sevgiler, saygılar...
Not: Resmi kurumlar yabancı statüsünde bulunan kişilere yardım etmiyor. Birleşmiş Milletler'in "yabancılar Denizli şubesi" de hiç ilgilenmiyor; sanki formaliteden var gibi. LGBTİ örgütleri zaten tamamen bir düzmece.

24 Haziran 2018 Pazar

Denizli Gay "Onur"unu gösterdi!


Denizli'de 2014 yılında kısa bir yürüyüş gerçekleştirdik. 2015 yılında ancak basın açıklamasına izin alabildim. Sonraki yıllarda mücadeleye yalnız devam etme kararı aldığım için, 1 Mayıs gibi etkinliklere tek başıma katılıyorum, tüm yıl boyunca açık bir eşcinsel olarak yaşadığım, dolayısıyla sokakta yürüdüğüm her an onur bir yürüyüş sayıldığı için Haziran ayında ise en çok bulunduğum alanlarda gökkuşağı bayrağını dalgalandırarak kapaklık bir fotoğraf çektiriyorum. İnanın benim İstanbul'a gidip de o kaşabalığın içinde kaybolmamdan ve yaşadığım şehirde olsa bile inanmadığım insanlarla yan yana bulunmamdan, içinde bulunduğum ortama eşcinselliğin sadece karnavallık bir şey olmadğını yaşayarak göstermem daha anlamlı ve önemli.

Sandıklardan eşcinsel hakları çıkacak mı?


Haftalık buluşmamız aksaksız şekilde devam ediyor ve bu buluşmamız seçimlere denk düştü. Önümüzdeki yıllardaki eşcinsel haklarının akibetini ve olasılık dahilindeki neticelerini sandıklar açılmaya başlarken bu gece birlikte takip edeceğiz çekirdek çitleyerek sanki yılbaşı gecesi gibi!

18 Haziran 2018 Pazartesi

Anne görünümünde baba figürleri!


Bu haftaki toplantımızda anne figürünün eşcinsel çocuklarına yaptıkları işkence gibi homofobi karşıtlığını konuştuk. Annelerin düşüncesine göre güya çocuklarını korumak bu ama bunun aslında çocukları korumakla zerre kadar alakası varsa.... Çocuğunu koruyan bir insan; çocuğunun mutlu olmasını ister, onun mutluluğuyla beraber korumak ister. Ama ne yapıyorlar; dogmatizme sığınarak, eşcinselliğe olan nefretlerini çocukları üzerinden gerçekleştiryorlar. Çünkü kurban edebilecekleri en kolay insan şekli, en yakınlarındaki kendilerine maddi veya manevi bir şekilde bağladıkları kişiler.

Elin oğlu ağızlarını bile açtırmaz, açsalar bile nereye kadar. Tabi onları homofobiye cesaretlendiren de kurban çocukların mecburiyet ve iyi niyetlilikleri. Tabi homofobiye maruz kalan ve mağdur eden taraf olarak herkesin bir yapısı var diyerek, herkesi kendi bakış açısına göre haklı görebiliriz ama insanın yapısına uygun yaşamına müdahale edilerek onun mutsuz olmasına sebep olmanın haklı bir tarafı olamaz.

İnsanoğlu evrimini tamamlayamadığı için bencilliğinden dolayı çelişkiler yumağı. Akıl ve mantık olsaydı, insan dogmalara inanmaz ve çevresini mutsuz etmezdi. Maneviyatla insanların ruhlarını iyileştirmelerine bir şey diyemem evrimsel süreç gereği ama hayatın gerçekleriyle barışık olamamanın tek sebebinin kapasite meselesi olduğuna inanıyorum. İnsanın yapısına uygun içinden geldiği gibi yaşama hakkının, özgürlüğünün, kendini gerçekleştirerek mutlu olmasının DOGMAlar üzerinden önüne geçilmesinin akıl ve mantık çerçevesinde başka bir açıklaması olamaz. Bir insanın cinsel anlamda kendisini mutlu olacak şekilde gerçekleştirmesinin kimseye zararı yok ki. Burada sorgulanması gereken eşcinsellik değil, insanların bilinmezler üzerinden başkalarının yaşama hakkını kısıtlamaya çalışması.

Bakınız, ben dogmatik insanlara laf anlat(a)mam! VE KENDİME DE MÜDAHALE ETTİRMEM ASLA ÖLÜMÜM PAHASINA. Bu benim kendime olan saygısızlğım olur, onursuzluğum olur. Kimse de yaşama biçiminden dolayı söylediklerimden alınmasın. İçinde yaşadığımız külütüre olan bağımlılıklarımız olabilir ama özgürlük için bağımsızlğımızı kazanmak en doğru yol bence. Şunu da unutmayalım; her olumsuzluk veya mutsuzlukta kendi parmağımız da olabilir. Nelerden vazgeçiyoruz, nelerden vazgeçemiyoruz; bunlar yaşamımızda belirleyici unsurlar.

Ben özgürlük için her şeyden vazgeçtim ama sonra gördüm ki, kendim için vazgeçtiklerimi kaybetmemişim. İnsan kendini kazanınca, çevresindeki her şey olduğu gibi yerinde duruyor ve insanın kendine duyduğu saygı, çevresinin de ona nasıl davranacağının 1 numaralı belirleyicisi oluyor. Benim; ailem, çevrem, içinde yaşadığım ortamın beni kabul etmelerinde hoşgörülü olmaları bir noktaya kadardır, beni, ben olarak kabul ettiren kendime inancımdan dolayı, kendi inadımdan başka hiçbir şey değildir.

Baskılarla mücadele etmek kolay olmayabilir ama özgürlük gibisinin olmadığını herkes biliyor da, hayata geçiremiyor işte. Biraz sert konuşacağım ama, eğer benim üzerimde dünyanın en inatçı baskısı olsa da, tabi kaçmak da olabilir işin içinde ama herkesin gözünün içine soka soka özgürlüğümü kazanırım ya da ölürüm! Özgürlüğüm için her şeyi, herkesi bir kalemde silerim. Çünkü bana saygı duymayana karşı ben iyi olarak hiçbir şey hissetmem. Çok zeki değilimdir ama iyiniyetlliğimin üzeirnden insanların kendilerini gerçekleştirmelerine müsade edecek kadar salak değilim. Beni salak yerine koyanlarla aynı havayı teneffüs edeceğime, yapayalnız olmayı tercih ederim.

Kendi anlayışıma göre olması gereken anne ve babalığı da tarif ederek noktayı koyayım; Beni olduğum gibi kabul edecek veya benim yapımı anlayamasa da anlayış gösterecek kişiler ebeveynim olabilir. Yoksa onlara karşı zerre sevgi ve saygı hissetmem. Beni vareden kişilerin bile benim sevgi ve saygımı hak etmeleri için, beni olduğu gibi kabul etmeleri, benim her şeyime saygı duymaları gerekir. Duymuyorlarsa, cahilliklerle uğraşamam.

Sonraki konularımızdan başlıklar...
Dogmatizm eşcinsellerde homofobi olarak mi yansıyor?
Homofobik ebeveynler aslında eşcinsel mi oluyor?

17 Haziran 2018 Pazar

Babalar gününde eşcinselliğe hastalık diyen panpiş!



Bu akşam
eşcinsellik hastalık mıdır
ve babalar eşcinselliğe annelerden niye daha çok karşı çıkar?
konularını tartışacağız...
Buna
gay pride ne olacak?
konusunu ilave edebiliriz.
Hatta eşcinseller ve diğerleri ayrılmalı mı artık?
ı da konuşabliriz!
İletişim te: halil kandok: 0 536 584 9991

4 Haziran 2018 Pazartesi

Hayatın içinde varolmayan eşcinselliğin mücadelesi, siyaseti falan olmaz, olamaz!

Gökkuşağı bayraklarımız, hayatın içine karışmış eşcinsel yaşamlarımız olsun!


Hayatı yaşarken eşcinsellikte önemli olan cinsel yönelim miydi, yoksa kişilik miydi? Ortak noktamız ötekileştirildiğimiz noktamız olan eşcinsellik olmasına rağmen, bu bizi birleştiremiyordu, bir arada huzur içinde yaşamamızı sağlamıyordu? Neden birbirimizden şikayetçiydik, hatta neden eşcinsller birbirlerinden nefret ediyordu? Çünkü heteroseksist dünyanın bir uyarlamasıydı eşcinsel dünya da. Hayatın geneli nasıl yaşanıyorsa, eşcinseller gibi birimleri de aynı şekilde yaşıyordu. Hetroseksist dünya ne kadar gelişmişse, ne kadar insancaysa; eşcinsel dünya da o kadardı. İnsan boğulduğu sisteme uyarak nasıl kurtarabilirdi ki kendini? Birbirine yardımcı olmak değil, birbirinin kuyusunu kazmak vardı eşcinsellerde de. Kişilik ve karakterleri ve hayata bakış açıları ne ise, birbirleirne davranışları da bunun eseriydi. Bizim eşcinsellerde Batı'daki gibi hak mücadelesi de yoktu, varolan da zaten bana göre hak mücadelesi falan sayılmazdı.

ÇÜNKÜ... HAYATIN İÇİNDE VAROLMAYAN BİR EŞCİNSELLİK, HİÇBİR ŞEKİLDE VAREDİLEMEZDİ. Hele eşcinselliğin soyut bir kavram olarak savunulması, bizleri daha da ötekileştirmekten başka hiçbir işe yaramazdı. Düşünün, hayatın içinde nasıl yaşıyorsunuz..? Kısaca bir insan nasıl yaşaması gerekiyorsa, öyle yaşamamız gerekir değil mi? Peki biz eşcinsel olarak yaşamadığımız sürece, eşcinsellik kabul edilir miydi? Hayatın içinde varolmayan eşcinselliğin siyaseti mi olurdu ayol? Siz eşcinselliğinizden utanırsanız, onu üzerinizde taşımazsanız, ondan kurtulmaya çalışırsanız hatta, kendi gerçeğinizi inkar ederseniz; başkaları sizinle dalga geçmez miydi, sizi ayıplamaz mıydı, sizi dışlamaz mıydı, ayrımcılık yapmaz mıydı, kötü davranmaz mıydı, ötekileştirmez miydi..?

Peki biz eşcinseller nasıl varoluyoruz; ya gizli bir şekilde, ya da heteroseksistçe. Örnek vereyim; transseksüel olunarak veya ben aktif olduğum için eşcinsel sayılmam, heteroseksüelim diyerek varolamayız. Bu dediklerim kendimize olan nefretimizdir, homofobidir, kendimizden kaçıştır. Yaa adamlar ne yaptığını bile bilmiyor; erkek erkeğe sevişyor ama penisiyle işlev yaptğı için kendini heteroseksüel sanıyor. Pardon "heteroseksüel ne demek?"ti değil mi onlar için öncelikle. Erkeklik ve kadınlık vardı; biyolojik erkeklik yapılıyorsa, eşcinsel olunamazdı. Transseksüel olan da toplumsal cinsiyete uygun yaşayarak kendini heteroseksüel bir kadın olarak kabul ediyordu. E, nasıl varoluyormuşuz dediğim gibi; heteroseksüelce, heteroseksistçe!

Ben zaten bilindiği üzere cinselliğe kafayı takmıyorum. Sadece sevişirken hemcinsime olan duygularım var cinsel yönelim ve cinisyet olarak. Onun dışında bir insanım, bir canlıyım. Biyolojik olarak ölçütlerim var ama bu benim nasıl yaşayacağım konusunda birincil etken değil, olamaz da. Çünkü ben mix yaşamayı seviyorum. Evet farkım var heteroseksüellikten günlük yaşamda da ama ben bu farklılıkla hayata karışmayı seviyorum ayrı br kategori oluşturmak yerine. Eşcinsellerin derdi de bu, bu olmalı ama değil yaa..! Çünkü ben karıştığım varolan hayatın içinde fazla değil, neredeyse hiç eşcinsel göremiyorum gibi bir durum söz konusu. Ner'de görüyorum eşcinselleri; ya sokakta fuhuş yaparken, ya kadın kılığı içinde kendilerini göstermeye çalışırken, ya da dört duvar arasında gecenin karanlığında hemcinsleriyle sevişenler olarak. Bu bir varoluş değilir, bu şekilde varolamayız.

Ben kamufle veya heteroseksistçe yaşamaktanssa, homofobiye maruz kalmaya razıyım uzun vadede olsa varoluşumuza katkı sağlayacağı için. Biliyorsunuz çok spor yapıyorum. Dün çekilen videoda sesimin ne kadar hünsa olduğunu duydum ve gene utandım biraz. Arkamdan da konuşuyorlar. Çok cinsiyetçi davranmıyorlar ama davranmaya lüzum kalmıyor-lüzum bırakmıyorum. Çünkü ben, bana cinisyetçi davranılacak şekilde davranmıyorum. Yani içimdeki kadını ortaya çıkartmaya falan çalışmıyorum. İçimden nasıl geliyorsa öyle davranıyorum. Tabi eşcinselliğimin yansımaları oluyor ama ben bunu bile isteye yapmıyorum; otomatikmen, doğal olarak öyle oluyor. İnsanlar alışıyor zaten zamanla. Dolayısıyla eşcinselliğe de alışıyorlar.

Niye doğamıza uygun olarak yaşamıyoruz ki kimlikleirmizi. Şunu demek istiyorum. Niye heteroseksüellere benzetmeye çalışıyoruz kendimizi. Mesela transseksüelim diyen eşcinseller hiçbir zaman bir heteroseksüel gibi olamayacakalr ki; niye kendilerini kandırıyorlar, niye boşa kürek çekiyorlar. Zira aktif oldukları için heteroseksüel geçinen erkek eşcinseller de kendilerini kandırıyorlar. Siz de birer eşcinselsiniz. Bunlar basit konular değil; ülkemizdeki eşcinsellik gerçeği hala bu çünkü. Bu basit dediğimiz kendimizle yüzleşmeyi, barışmayı halledemediğimiz sürece, eşcinsellik kabul edilemez.

Şunu da asla unutmayalım; homofobiye yüz veren, zemin hazırlayan, cesaret veren bizim korkaklığımız. Kamuflajlarımızı yırtalım artık. Heteroseksistçe varolamayız, kabul etmezler bizi bu şekilde. Eşcinsel haklarının önündeki en büyük fren, kendimize olan homofobimiz. Homofobi de direk nefret olmayabilir. O kadar çok bahanemiz varki toplumun homofobisine karşı, onları haklı görmek için; bu da kendimizle tam barışamadığımızın göstergesi; yoksa sadece toplumun hiddetinden korkmak değil.

27 Mayıs 2018 Pazar

Oyum eşcinsel ama verecek parti yok!


Eşcinseller hangi partiye oy vermeli, veya eşcinselerr oy vermeli mi?
Türkiye'de SAMİMİ bir şekilde eşcinsellere haklarının iade edilmesinden bahseden bir parti var mı? Peki buna rağmen eşcinseller neyi kıstas alarak oy vermeliler, öncelikleri ne olmalı tercih yaparlarken?
Eğer eşcinselleri savunan bir parti olsaydı da eşcinseller bu partiyi tercih ederler miydi, ETMELİ MİYDİLER?
Çünkü ülkemizdeki eşcinselleri düşündüğümüzde, cinsel yönelimlerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalsalar da, bu onların ayrımcılığa uğramalarına sebep olan kültür-sistem-yapıdan bağımsız düşünmelerine sebep oluyor mu?
Bir eşcinsel eğer muhafazakarsa, onun talebi var mıdır en başta eşcinsel haklarına dair veya böyle bir kaygısı var mıdır?
Türkiye'de eşcinsel kotanın olmamasının birinci sebebi, Türkiye'deki bilinçsiz eşcinsellik sonucudur.
Ayrıca sadece eşcinsellere verilecek haklar, eşcinselleri varedebilecek midir?
O eşcinselliğin eğitimle, sanatla, bilimle, kültürle, sporla işlenmesi gerekmez mi?
Kişisel olarak evet, elbette eşcinsel haklarına samimi bir şekilde önem veren parti olsaydı eğer, oyum ona olurdu ama o partinin başka alanlarda da bakış açısı cinsel yönelim hakkı kadar önemlidir benim için.
Eğer çevreci değilse, hayvan hakları falan stratejisinde yoksa, ne bileyim bisiklet yollarının yapılmasını falan düşünmüyorsa, kendi ideolojilerini huzurlu ve mutlu bir insanın ihtiyaçlarından öncelikli tutuyorsa veya poltikasını kendi ideolojileri üzerinden empoze etmeye çalışıyorsa, bir değeri olamaz böyle bir siyasetin benim için.
Ben bugüne kadar eğlencrli, yaşamı seven pozitif bir parti ve lideri bile göremedim. İçimi karartıyor hepsi. Hepsi sistem paralelinden kendini kasan insanlar. Yenilikçi RUHLARI bile yok ayol. Ben nesine oy vereyim bu parti ve liderlerin. Kendimi göremiyorum ki onlarda ki beni düşünsünler ki ben de onları düşüneyim...